Taşın Hafızası: Urfa’nın Antik Medeniyet Atlası

Urfa… Kadim çağlardan bugüne taşın hafızasında saklı bir şehir. Bugünkü adıyla Şanlıurfa, insanlık tarihinin en eski inanç ve yerleşim merkezlerinden biridir. “Peygamberler Şehri” olarak anılan bu kadim coğrafya, yalnızca dini değil, aynı zamanda kültürel ve siyasal bir başkent olma özelliği taşır. Tarihin sıfır noktası kabul edilen Göbekli Tepe, insanlığın avcı-toplayıcı dönemden inanç eksenli toplumsal yaşama geçişini simgeler. Bu topraklar, Sümerlerden Akadlara, Asurlulardan Perslere kadar pek çok uygarlığın izini taşır. Antik dönemde “Edessa” adıyla bilinen Urfa, özellikle Osroene Krallığı döneminde önemli bir kültür ve inanç merkezi olmuştur. Krallığın başkenti olan Edessa, Süryani dili ve edebiyatının geliştiği bir ilim havzasıydı. Roma ve Bizans dönemlerinde stratejik bir sınır şehri olan Urfa, İslam fetihleriyle birlikte yeni bir medeniyet halkasına eklemlendi. Hz. İbrahim’in ateşe atıldığına inanılan Balıklıgöl, bugün hâlâ inanç turizminin kalbidir. Bu yönüyle şehir, yalnızca bir coğrafya değil; kutsal anlatıların ve ortak hafızanın merkezidir. Urfa’nın taş evleri, hanları ve dar sokakları; Mezopotamya’nın kadim medeniyet cildinin sayfaları gibidir. Her sayfada farklı bir uygarlığın mührü, farklı bir dilin yankısı vardır. Süryanice ilahilerden Arapça kasidelere, Kürtçe dengbêjlerden Türkçe manilere uzanan çok katmanlı bir kültürel atlas… Urfa, geçmişiyle yaşayan bir başkenttir; medeniyetin taşlara yazılmış halidir. Bu şehir, insanlık tarihinin ortak kitabında silinmeyen bir başlıktır. Yazar: Mardin Artuklu Üniversitesi Süryani Dili ve Edebiyatı Bölümü Lisans Öğrencisi Orhan Aksüt
Orhan Aksüt

Orhan Aksüt

YAZAR

1 yazı