MODERN İNSANIN KALABALIK YANLIZLIĞI

Günümüz dünyasında teknolojiyle hiç olmadığımız kadar "bağlı", ancak ruhsal olarak hiç olmadığımız kadar "kopuk" yaşıyoruz. Şehirler kalabalıklaştıkça, ekran sürelerimiz uzadıkça kalplerimizdeki o derin boşluk ve açlık hissi daha da büyüyor. Modern insan; binlerce dijital arkadaşa sahip olmasına rağmen, akşam yastığa başını koyduğunda kendini uçsuz bucaksız bir ıssızlığın ve hayal kırıklığının içinde bulabiliyor. Ailemizle sıcak, kahkaha dolu sohbetler, dostlarımızla kahve yudumlarken yapılan iki kelam, elleri semaya açık dua’da olan kalbin huzurunun tadını yitirdik. Bu yalnızlık, sadece bir kişiyle beraber olmama durumu değildir; bu, anlaşılmama ve aidiyet hissini, birey olma bilincini kaybetme sancısıdır. İnsan ruhu, nesnelerle veya sanal etkileşimlerle değil, gerçek ve derin bir sevgiyle doyurulmak üzere tasarlanmıştır. Hal böyleyken gözyaşları kendi içinde acılarla birlikte akmaktadır. Yitip giden bütün değerleriyle birlikte. Bizler Urfa’nın kadim sokaklarında komşuluğu ve paylaşmayı bilen bir kültürden gelsek de, modern çağın bireyselliği bizi kendi iç dünyamıza hapsetmeye çalışarak bütün değerlerimizden ve maneviyatımızdan koparmaktadır. Kadim mirasımız ellerimizden kayıt gitmektedir. Allah’ın varlığı modern insanın en büyük korkusu olan terk edilmişliğe ve karanlığına karşı en güçlü dermanıdır. Allah’ın varlığı, fiziksel yalnızlığımızı birer içsel huzur limanına dönüştürebilir. Unutmayalım ki; kalabalıklar içinde kaybolmak kaderimiz değil, O’nun sevgisinde yeniden bulunmak bizim elimizdedir. Gözlerimizi ekranlardan kaldırıp yanımızdakine bakmak ve ruhumuzu Yaradan’ın sonsuz eşliğine açmak, yalnızlığın tek ilacıdır.
Eyyup Badem

Eyyup Badem

Yazar (Sokaktan Sesler)

1 yazı